5 Aralık 2010 Pazar

AVOKADO YETİŞTİRİCİLİĞİ

Avokado herdem yeşil subtropik bir meyve türüdür. Avokadonun iklimsel istekleri turunçgillere benzer. Özellikle limon yetiştirme alanları bu meyve içinde uygundur. Meyvesi 200-600 gr. Ağırlığında oval yada armut şeklinde olup halk arasında Amerikan Armudu diye adlandırılır. Meyve eli açık sarı-yeşilimsi renkte olup % 7-25 oranlarında yağ içerir. Avokado esas olarak taze salata meyvesi olarak tüketilir. Ayrıca kozmetik sanayiinde de aranan ürünler arasındadır.
            
Yağ oranının yüksek olmasına rağmen daha çok doymamış yağ asitlerini içerdiğinden hazmı kolay ve kandaki kolesterol düzeyini düşürücü bir etkiye sahiptir. Ayrıca demir, kalsiyum ve vitaminleri içerir. Protein miktarı ise % 1-2 oranındadır. 
YETİŞTİRİCİLİĞİ :
               Avokado yetiştiriciliğini sınırlayan en önemli iklim faktörü kış donlarıdır. Bahçe tesisinde don olayı görülen alanlarda ağaçların hava akımını sağlayacak şekilde ve güneye meyilli yerlere dikilmelidirler. Ayrıca avokadonun çiçeklenme ve meyve bağlama dönemindeki düşük sıcaklıklar ani sıcaklık değişimleri ve düşük hava nemi meyve tutumunu olumsuz etkiler. Sıcaklığın 30°C'nin üzerine çıktığı ve nisbi nemin % 50'nin altına düştüğü mayıs - haziran aylarında önemli meyve dökümleri görülür. İleri dönemlerdeki ani sıcaklık değişimleri de meyve dökümüne sebep olmaktadır.Kuvvetli rüzgarlar gevrek yapılı ağacına ve meyveye zarar verir. Böyle yerlerde dikimden önce rüzgar kıran tesisleri yapılmalıdır.
           Avokado yetiştiriciliği için en iyi toprak derinlikce zengin, drenajı iyi, taban suyu sorunu olmayan kumlu-tınlı ve alüviyal topraklardır. Toprak asitliği ise nötre yakın veya hafif asit karakterde olmalıdır.
ÇEŞİT SEÇİMİ :  Bahçede birden fazla çeşidin bulunması çiçeklerin tozlanması ve verimlilik için önemlidir. Çeşitler bahçenin iklim özelliklerine göre seçilmelidir. Çünkü soğuğa dayanaklılık bakımdan çeşitler arasında farklılıklar vardır. Ayrıca meyvenin hasat mevsimleri, taşımaya uygunluk ve ticari değeri de göz önüne alınmalıdır.
Ülkemizde yetiştiriciliği yapılan çeşitler Hass, Bacon, Fuerte ve Zutano sayılabilir. Çeşitlerle ilgili daha geniş bilgi Tarım İl ve İlçe Müdürlüklerinden elde edilebilir.
DİKİM :  Avokadolara verilecek dikim aralıkları, çeşide, iklim ve toprak özellikleri ile bakım iklime göre değişmekle beraber dağınık gelişme gösteren Fuerte ve Hass çeşitlerini 7x7 m, dikime gelişme gösteren Bacon ve Zutono gibi çeşitlerde ise 6x6 m ara ile dikilebilirler. Dikim soğukların geçtiği mart ayından nisan ayı ortalarına kadar yapılabilir. Dikimin sıcak zamana rastlaması fidanın tutma şansını azaltır.
Dikim sırasında fidanın torbası kesilerek çıkartılır, kıvrılmış kökler temizlenir. Fidanın toprağı dağıtılmadan 60x60 cm. ebatlarında açılan çukurlara dikim üst toprak ile yanmış olur gübresi karıştırılarak yapılmalıdır. Ayrıca fidanın üst toprak seviyesi arazi seviyesinin 3-5 cm üzerinde olacak şekilde ayarlanmalı, derin dikimden kaçınılmalıdır. Dikim sonrası bol can suyu verilir ve fidan yanana dikilecek bir hereğe bağlanır. Yazın güneş yanmalarından, kışın ise düşük sıcaklık ve kırağıdan kurumak amacıyla gölgeleme yapılmalıdır.
BAKIM İŞLERİ :
           Toprak işleme : Avokado yetiştiriciliğinde derin toprak işlemeden kaçınılmalı, goble disk, diskharo, rotövatör ve tozayağı gibi aletler kullanılmalıdır. Yabancı ot kontrolü için sık sık toprak işleme yerine uygun ot öldürücüler kullanılabilir.
            Gübreleme : Genç ağaçlar azotlu gübreleme her yıl artan miktarlarda ve dikkatli yapılmalı, gövdeden 20-50 cm. uzaklıktaki taç izdüşümüne verilmelidir. Her gübre uygulamasından sonra az ve kontrollü bir sulama yapılmalıdır. Genç ağaçlara verilecek azot miktarları şöyledir.
1. yıl - 250 gr. A.S. (Her iki sulamada 50 gr/ağaç A.S.)
2. yıl - 500 gr. A.S. (Şubat başı - Mayıs ve Haziran sulama veya yağmurlarla birlikte)
3. yıl - 750 gr. A.S. (Şubat - Mayıs ve Haziran sulama veya yağmurlarla birlikte)
4. yıldan itibaren Azotlu gübrenin yanı sıra fosforlu ve potaslı gübrelerde verilmelidir.       Bu gübreler TSP ve KSO4 olarak ağaç taç izdüşümü hizasına 10-15 cm. derinliğindeki banda verilerek kapatılır. Bir avokado ağacına 4 yaşından itibaren verilecek gübre miktarları ve uygulama zamanları Tablo 1'de görüldüğü gibidir.

çilek ekimi nasıl yapılır

ÇİLEK



İlkbaharın en sevilen ve reçeli de yapılan meyveleri arasındadır. Yurdumuzda Osmanlı çileği ve Bursa çileği olarak iki çeşidi yaygındır. İlki reçellik, ikincisi ise sofralıktır. Ilıman iklimi ve suyu sever. Kumlu, humuslu topraklarda çabuk gelişir. Kol atan sürgünlerini daldırmakla, ya da kesip bir başka yere dikmekle çabuk ürer. Beyaz çiçekler açtıktan sonra meyvesini verir. Fide diplerindeki toprağı sonbahara kadar ara sıra kabartmak gerekir. Dondan korumak için de fideleri kışa yakın, samanlı çiftlik gübresi ile hafifçe örtmek gerekir. Şifası, kök ve yapraklarındadır. Meyvesi de güzellik sütü olarak çok yararlıdır. Çilek içinde çok bol A,B,C vitaminleri olduğu için özellikle çocukların ve buluğ çağındaki gençlerin can dostudur.

İştahsızlık çekenler için; çilek yapraklarından ve köklerinden 20 gramı 1 litre suda çay gibi haşlanır ve yemeklerden önce bu sudan birer fincan içilirse çok faydalıdır.

Güzellik için; kurutulmuş yapraklarla fide kökleri havanda dövülür. Bu unla fırçalanacak dişler inci gibi parlayıverir. Yine bir avuç çilek yaprağı ile fide kökü 1 litre suda kaynatılır. Bu su ile eller ve ayaklar ovuldukça güzelleşir. Yüz güzelliği için bir avuç olgun çileği iyice ezip de bir tülbentten süzerek aynı ölçüde sütte üç saat bekletirseniz, cilt için harika bir "güzellik sütü" elde edilir. Akşamları makyaj temizlendikten sonra yüz bu sütle iyice silinir. Sonra bolca temiz soğuk su ile yıkanır. Yüz canlılık kazanır.

Kivi nerede ve Nasıl Yetiştirilir?

Diğer üreticiler gibi Türkiye de son yıllarda tanınan yeni bir meyve türüdür.Akdeniz ülkelerinde üretimi son 20-25 yılda çok hızlı bir gelişme göstermiştir.Yurdumuzda ise 10 yıl öncesine dayanan denemeler sonucu bir çok yörede kolaylıkla yetiştirebileceği ortaya çıkmıştır.KİVİ (Actinidia) kışın yaprağını döken sarılıcı bir asma türüdür. Olgunlaştığında bile meyve eti yeşil renkli, Vitaminince çok ve minerallerce zengin düşük kalorilidir.Bu yüzden 'Sağlık Meyvesi' ve 'En İyi Meyve' tanımlamalarıda yapılır.

Kivi nerede ve Nasıl Yetiştirilir?

Kış soğukları en düşük -13 C derecede, yapraklı dönemde(NİSAN - KASIM) hava ortalama oransal nemi en az %60 olan, sürekli sert,kuru rüzgar almayan yörelerin kireçsiz, süzük derin topraklarında (Şeftali Toprağı) yetiştirilebilir.Kivi asmaları direk ve tellerle oluşan destek sistemine göre terbiye edilir. Dekara 60-70 adet bitki dikilir. Fidan dikimi yöre ve fidan özelliğine göre Kasım-Mayıs ayları arasında yapılır. Asmalara ilk iki yıl şekil sonraki yıllar set verim budaması uygulanır.

Kivinin Yararları Nelerdir?

·-Nefes açıcı, Öksürük sökücü.

·-Kanı sulandırır kalp krizini önler.

·-Bağışıklık sistemini kuvvetlendirir.

·-Prostat – Akciğer ve Kolon kanserine iyi gelir.

·-Kolesterol düşürücü.

·-Kansızlığı giderici.

·-Stres azaltıcı.

·-Şekeri düşürür.

·-Görme gücünü iyileştirir.

·-Çocuklarda Kemik Gelişimini sağlar.

·-Yaşlılarda Kemik Erimesini önler.

Pirinç Ekimi Nasıl olur. ?

Dünyadaki yüz otuz milyon hektarlık ekili toprağın yüz yirmi milyonu Asya dadır; Uzak doğudaki bu etkili toprakların büyük bir bölümünü pirinç tarlaları kaplar.

Kurak tepelerde de iyi pirinç mahsulü alındığı halde, asıl pirinç ekimi ekvator kesimi ile nemli tropikal bölgelerdeki ırmakların vadi ve deltalarında yapılır.



Dağlık alanlarda ya da ovalarda ekilen pirinç öteki tahıllar kadar bakım gerektirmez fakat verimi oldukça düşüktür. Buna karşılık su ile kaplı tarlalarda pirinçten yılda iki ya da üç kez hasat yapılarak bol ürün alınabilir. Ancak o zaman da bitki daha büyük özen ister. Bilindiği gibi pirinç sıcağı seven bir bitkidir ( 25–30• C ) Ama sıcağı sevdiği kadar suya da ihtiyacı vardır. Pirinç ekicisinin ana sorunu da işte bu sulama işlemidir.



Bir tepenin yamacında ya da bir vadide taraçalar halinde açılan pirinç tarlaları alçak toprak, duvarlarla çevrilir ve bu duvarların üstüne de dar yollar açılır. Bu duvarlar toprağın üzerinde yaklaşık yirmi santimetre kalınlığında bir su tabakasının uzun süre kalmasını ve pirincin olgunlaşma döneminde toprağın daha iyi korumasını sağlar. Pirinç için gerekli olan su, ya çevredeki bir ırmaktan ya da yağmur sularını toplamak amacıyla tepelere kurulan su depolarından alınır. Tarlaya kanallarla yollanan suyun miktarı çeşitli vanalarla ayarlanır. Irmakların suyu (bostan dolapları) ya da pompalarla çekilir. Pirinç fideliklere ekilir. Ekimden birkaç gün sonra boyu yirmi santimetreyi bulduğu zaman tek tek toplanarak su ile kaplı tarlaya ekilir. Üç ay sonra pirinç havzası kurumaya bırakılır aradan bir ay geçtikten sonra da pirinç el ile toplanır. Çünkü bu sulu tarlada makine kullanmak çok güçtür.

Mercimek Nedir? Mercimek Yetiştiriciliği

                                     Ekim Zamanı: Yazlık mercimek için ekim zamanı erken ilkbahardır. Mart ayı başlarından başlayarak Nisan ayının başlarına kadar yapılan ekimlerden yüksek verim elde edilmiştir. Ekim geciktikçe verimde azalma meydana gelir. Yabancı ot kontrolünün yapılması verimi artırır, bunun için çeşitli herbisitler bulunmaktadır.


Bunların bir kısmında ekimden hemen sonra bitkiler çıkış yapmadan kullanılır. Bunun için ilgili mercilere danışmakta fayda vardır.
Her zaman için mibzerle yapılan ekim serpme olarak yapılan ekimden daha iyi sonuç vermiştir.

Gübreleme: Yazlık mercimekler için en uygun gübre dozu saf madde olarak 2r11;4 kg/da azot, 5r11;6 kg P2O5 kg/da. Yabancı ot sorunu nedeni ile ekim geç yapılıyor ise bu miktar daha da azaltılmalıdır.

Yağışı biraz daha bol olan bölgelere tavsiye edilen miktarlarda azot vermek yararlı olacaktır. Yazlık mercimekte azotu yüksek dozlarda kullanmaktan ve bitkiyi kurak tehlikesine sokabilecek aşırı vejetatif gelişmeye teşvik etmekten kaçınmak gerekir.

Ekim Sıklığı: Yazlık mercimekte dekara atılacak tohum miktarı ekilecek tohumun iriliğine göre değişiklik gösterir. Çiftçilerimizin Sultani olarak isimlendirdikleri yeşil mercimeklerde bu miktar dekara 8-11kg arasında değişiklik gösterir. Taneli küçük kırmızı mercimeklerde ise bu miktar çok daha az 5r11;7 kg/da civarındadır.

Tohumluğun çimlenmesi iyi ve temiz ise m2'ye 175r11;225 tane yeterli olacaktır.



b. Kışlık Mercimek:

Mercimekte Kışlık ve Yazlık çeşitler birbirinden farklıdır. Yazlık olan çeşitler kışlık olarak ekilirler ise soğuktan zarar göreceklerinden hiçbir verim elde edilemez. Kışlık çeşitlerin kıştan ve soğuktan etkilenmesi kesinlikle söz konusu değildir. Kışlık mercimek ekimini sınırlayan en önemli faktör yabancı otlardır. Mevcut yabancı ot öldürücüler ile etkili bir yabancı ot kontrolü yapılamamakta buda verimin düşmesine neden olmaktadır. Yabancı ot mücadelenin iyi yapıldığı durumlarda kışlık mercimekler yazlık mercimeklere göre en az % 50 veya daha fazla verim artışı sağlarlar.


Ekim Zamanı Kışlık mercimekler Sonbaharda ekilir, en uygun ekim zamanı Ekim ayıdır. Kışa çıkışlarını tamamlayarak giren mercimeklerden daha iyi verim alınmıştır. Ekimin geç yapılması, verimin azalmasına istenilen verimin elde edilememesine neden olur.

Gübreleme: Kışlık mercimekler için en uygun gübre dozu saf madde olarak 3r11;4 kg/da azot, 6r11;7 kg P2O5 kg/da. Fazla miktarda gübre verilmesi verimi artırmamış aksine azaltmıştır.

Ekim Sıklığı: Kışlık mercimekte dekara atılacak tohum miktarı ekilecek tohumun iriliğine göre değişiklik gösterir. Tohumluğun çimlenmesi iyi ve temiz ise m2'ye 250r11;300 tane yeterli olacaktır. Buda iri taneli pul mercimeklerde 10r11;12 kg/da civarındadır.

Nohut Nedir - Nohut Yetiştiriciliği






Ekonomik Önemi
Türkiye'de yemeklik baklagiller arasında fasulye ve mercimekten sonra ekim ve üretimi en fazla yapılmakta olan nohut, kurak bölgelerin bitkisidir. Nohut, toprak isteği bakımından kanaatkar oluşu dolayısıyla ve köklerinin havanın serbest azotunu tespit etmesi bakımından hububat- yemeklik münavebesinde önemi çok büyüktür. Daneleri proteince çok zengin olup (%18-31) aynı zamanda bir sanayi ham maddesidir. Nohudun geçit formları ile yabani formları arasındaki formları hayvan yemi olarak kullanılır.
Morfolojisi
Nohut bir senelik çalımsı bir görünüşe sahiptir. Tohumları için kültüre alınmaktadır.
Besin ve Sağlık Değerleri
Nohut ihtiva ettiği protein, mineral maddeler ve vitaminler yönünden çok zengin bulunması dolayısıyla, asırlardır insanların beslenmesinde büyük roller oynamıştır. Nohuttan dane renginde beyazdan siyaha kadar 20 renk müşahede edilmektedir. Dane rengi danenin kimyevi birleşimi hakkında kaba bir fikir vermektedir. Renk açıldıkça değer artmaktadır. Renkli tohumların şişmeleri zor kabukları kalındır. Bunlar daha ziyade yemlik çeşitlerdir. Renksiz tohumlar genellikle iri daneli nohutlar olup yemeklik olarak kullanılmaktadır. Renkli tohumlar ise küçük daneli olmaktadır. Yemlik koyu renkli tohumların protein miktarı yemeklik nohutlardan fazladır. Nohutların 1000 dane ağırlıkları 64-650 g arasında, hektolitre ağırlığı ise 78-80 kg. arasında değişmektedir.
Yetiştiriciliği
Yükseklik olarak nohudun yetiştirildiği alanlar 0 ile 5600 m. arasındaki arazi parçalarıdır. Dünya üzerinde oldukça geniş bir alana yayılan nohut kurak ve yarı-kurak bölgelerin bitkisidir. Nohut yetiştirme hududu kuzeyde 52. paralele kadar çıkar. Buralarda koyu renkli nohut çeşitleri yetiştirilir. İklim istekleri bakımından mercimekten sonra kurağa ve sıcağa en fazla dayanıklı yemeklik baklagil bitkisidir. Oldukça derinlere inebilen kökleri vardır. Gövde ve yaprakları tüylerle örtülü olup, bazen de epidermis bir mum tabakası ile kaplıdır. Nohutların bu karakterleri nedeniyle diğer yemeklik baklagillerin kuraklıktan zarar gördükleri yerlerde yemeklik baklagil olarak kolayca yetiştirilebilir. Bilhassa kurak steplerimiz için elverişli bitkilerden biridir. Vejetasyon süresi 60-90 gündür. Nohudun toprakta çimlenebilmesi için toprak ısısı +3ºC'den fazla olmalıdır. Nohut danelerinin optimum çimlenmesi için ortalama 15º C sıcaklığa ihtiyaç vardır. 26ºC'yi aşan sıcaklık dereceleri çimlenme üzerine olumsuz etkide bulunmaktadır. Yüksek sıcaklık dereceleri nohut bitkisindeki yaprak sayısını artırmaktadır. Optimum üzerindeki yüksek sıcaklık dereceleri gövdenin zayıf olmasını ve daha az dal oluşturmasını teşvik eder. Nohut türlerinin optimum sıcaklık istekleri 18-26ºC arasında değişmektedir. Nohut donlardan zarar görür. Ancak genel bir ifade olarak -10oC'ye kadar tahammül edebilir. Fazla nemden hoşlanmazlar. Yağışlı mevsimlerde mantari hastalıklara ve kök çürüklüğüne yakalanarak verimleri düşük olur. Bunun için normal olarak hiç sulamadan da yetiştirilebilir..Nohut toprak hususunda son derece kanaatkardır. Yemeklik baklagiller içinde kirece en fazla tahammül gösteren bir bitkidir. Nohut aynı zamanda yemeklik baklagiller içerisinde tuzluluğa en dayanıklı bir bitki olmaktadır. Bu nedenle de topraklarda tuzluluk ortaya çıktığında ekim nöbetinde nohut bitkisi baklagil olarak özel bir öneme sahiptir. Nohut genel olarak hafif, kireçli kumlu topraklarda iyi yetişirse de en ideal nohut yetiştirme toprağı kumlu-tınlı topraklar teşkil eder. Aslında nohut toprak isteği yönünden fazla istekli olmayıp, her türlü toprakta yetişir. Nohut suyu geçiren, gübrelenmiş, kuvvetli ve orta ağır yeteri kadar toprak nemi ihtiva eden topraklarda sıhhatli bir şekilde yetişir.
Fazla asitli topraklardan hoşlanmazlar. Toprak reaksiyonunun pH=7,5-8,0 arasında olmasını isterler. Fazla yağış bitkide olumsuz etki yapar. Toprak şartlarına bağlı olarak vejetatif gelişme süresince sulama ya da hafif yağış istenir.
Toprak Hazırlığı
Sonbaharda kırlangıç kuyruğu ve kazayağı gibi, toprağı 10-15 cm. alttan işleyen aletlerle toprak sürülür ve kışa öylece terk edilir. Nohut bitkisi çok iyi ve itinalı bir şekilde hazırlanmış olan tohum yatağına ihtiyaç göstermez. Genellikle kaba topraklarda nohudun çimlenmeleri için uygun olup, ince toz haline getirilmiş topraklarda çimlenme düşmektedir. Toprak işlemesi 1-3 defa yapılabilir. Kuru ziraat sisteminin uygulandığı bölgelerde nohut ziraatında ise toprağın fazla işlenmesine gerek yoktur. Nohut bitkisi derin kök sistemine sahip olduğu için usulüne uygun olan bir derinlikte hazırlanmış topraklarda iyi gelişme göstermektedir.
Ekim Zamanı
Nohudun ekim zamanı memleketimizde farklılıklar arz eder. Öyle ki, bazı bölgelerimizde nohut hasat edilirken, diğer bazı bölgelerimizde nohut henüz ekilmektedir. Orta Anadolu'da nohut ekimi Mart ayının ikinci yarısı ile Nisan ayı başlarında, Doğu Anadolu'da ise Nisan ayı ortası ile Mayıs ayı başlarında yapılmaktadır. Fakat erken ekimle beraber yabancı ot problemi de görülebilmektedir. Nohutta ekime karar verebilmek için çeşidin antraknoza dayanıklı olup olmadığını bilmek gerekir. Damla 89, Gülümser ve Çağatay gibi antraknoza tolerant çeşitler mart ortasından itibaren şartlar uygun olduğunda Amasya, Tokat ve Çorum'da ekilebilmektedir.Hassa çeşitlerde (İspanyol ve Canıtez gibi) ekim için mayıs ayı beklenmelidir.
Ekim Tekniği
Ekim serpme veya makinalı ekim yapılmaktadır. Memleketimizde en çok uygulanan serpme usulü ekimdir. Serpme ekim metodunda daha fazla tohum kullanılmakta ve üniform bir çimlenme sağlanamamaktadır. Ancak en ideal ekim metodu tohum ekme makineleriyle sıraya ekimdir.
Sıra arası mesafesi 25-35 cm., sıra üzeri 3-5 cm. arasında değişir. Memleketimizde en çok serpme, daha sonra sırava ekim tercih edilir. Sıraya ekimde ekim derinliği 5-6 cm. olmalıdır. Tohumlar 5-6 cm. daha derine ekilecek olursa , çimlenme zamanı, bitki başına düşen bakla ve çiçek sayısı azalır, çiçeklenme yavaş seyreder. Eskiden uygulanan ekim metotlarından, serpme ekimde dekara ortalama 15-18 kg. mibzerle ekimde ise ortalama 10-12 kg. tohum atılmaktadır.
Gübreleme
Ekim zamanı, şayet imkan varsa, azotlu ve fosforlu gübreler verilmelidir. Ama genel bir kaide olarak toprak analizleri sonucunda yapılacak olan gübre tavsiyeleri daha doğru bir uygulama tarzı olacaktır. Genel olarak dekara ortalama 2-3 kg. N ve 4-6 kg. P2 O5 ile gübreleme verimde oldukça büyük bir artış meydana getirmektedir. Gübreler ekimle birlikte veya bir hafta önce tarlaya serpilmek ve hafif tırmıkla karıştırmak suretiyle verilmelidir.
Hastalıklar
Antraknoz (Mycrospharella rabici) : Ascohyta rabici (Pass.) Labr. Mantarı tarafından meydana çıkarılır. Bu hastalığa yakalanan nohutların baklalarında lekeler bulunur. Bu lekeler de ufak siyah lekeler halinde hastalık amilinin piknitleri vardır. Hasta bitkiler solgun yeşil renkte görünürler. Bitkinin gövde ve daları lekelerin bulunduğu yerden kırılır. Arız bulunan yer vazife yapamaz ve kurumaya mahkumdur. Bu hastalığa köylüler ''Bulut çaldı '' demektedir. Hastalık özellikle çiçeklenme döneminde çok etkili olmaktadır.
Zararlılar
Zararlıların başında nohut sineği (Liriomyza cicerina Rond.) gelmektedir. Nohutların alt yapraklarında sararma ve dökülmelerin başlaması, yaprakların iki zarı arasında boşluklar ve içlerinde kirli sarı renkli parlak küçük (2-3 mm.) larvaların görülmesi, tarlada nohut yaprak sineğinin mevcut olduğuna delildir. Nohut çimlenip topraktan çıktıktan bir hafta sonra dalcıklar üzerinde larvaları meydana getiren 2-3 mm. boyunda karın kısmı sarı çizgili üst kısımları gri siyah renkli sinekler görülür.
Yabancı Ot Mücadelesi
Mekanik olarak nohut tarlasındaki yabancı otlarla mücadele yanında kimyasal ot öldürücü herbisitlerle yapılan mücadele nohut kültüründe daha ekonomik olmaktadır. Dekara 200cc.emilasyon halinde Gramaxone, 200gr. Simazin, 500 gr. Aretit veya 200-300 gr. Prometryne gelecek şekilde ekimden bir hafta snra henüz nohut fideleri toprak yüzüne çıkmamışken tarlaya uygun miktarda su ile karıştırılarak pülverizatörlerle atılmaktadır. Bu ilaçların kullanılması yabancı otların ortalama olarak %80 'ini kontrol altına almaktadır. Son yıllarda dekara 200 gr. Linuron kullanılmaktadır. Ekimden hemen sonra kullanılmalıdır.
Hasat ve Harman
Dane dökme diğer yemeklik baklagil cinslerine oranla daha az önemlidir. Bu yüzden yapraklar ve çakıldaklar (meyve) saman sarısı bir renk aldığında hasada girilir. Hasat, makine ile de yapılabilmektedir.

21 Eylül 2010 Salı

buğday ekimi nasıl yapılır



Buğday nedir, hangi toprakta, nasıl yetiştirilir?

Köy Hizmetleri Atatürk Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü, çiftçimizin bilinçli üretim yapabilmesi adına kolları sıvadı. Çiftçiliğin ve ürünlerin verimini arttırmak açısından Ziraat Yük. Mühendisleri M. Ali GÜRBÜZ ve Dr. Erol ÖZKAN tarafından hazırlanan bu bilinçlendirici yazı dizisini, biz de her Cumartesi günü siz sayın okurlarımızla paylaşacağız. Çiftçilerimizin, üretim kalitesini arttıracağına inandığımız yazı dizisini eksiksiz olarak takip edin ve olumlu sonuçların ortaya çıkacağını gözlemleyin.
TRAKYA'DA BUğDAY TARIMI
I) BUğDAYIN ÖNEMı
ınsan beslenmesindeki temel besinlerin ham maddesi olması açısından, Dünya' da ve Türkiye'de buğday tarımı diğer tarımsal ürünlere oranla önemlilik arz etmektedir. Özellikle ülkemizde buğday ve buğdaydan yapılan gıda maddeleri tüketiminin birinci sırayı alması nedeniyle bu önemlilik daha da artmaktadır.
Ülkemizde, toplam 93 400 000 dekar arazide yılda yaklaşık 18 650 000 ton buğday üretilmekte olup, dekardan alınan ortalama verim 202 kg kadardır. Buna karşılık Trakya bölgesinde (Edirne, Kırklareli, Tekirdağ illeri) ise, 5 353 310 dekar arazide yılda yaklaşık 1 668 025 ton buğday üretilmekte olup, dekardan alınan ortalama verim 312 kg kadardır. Son yıllarda bölgemizde yüksek verimli çeşitlerin üretiminin yaygınlaşması ve yeni teknolojilerin uygulanması sonucunda, dekara verim bu miktarın oldukça üstündedir. Normal koşullarda, Trakya bölgesi ortalaması olarak potansiyel verimin dekara 400 kilogram düzeyinde olduğu her kesimce bilinen bir husustur.
Yukarıda açıklanan verilerden de anlaşıldığı üzere; ülkemizin buğday üretiminin yaklaşık yüzde 9 luk kısmı bölgemizden karşılanmakta olup, potansiyel olarak verim de ülke ortalamasının oldukça üstündedir.
Ancak şu bilinmelidir ki, bu değerler dünyada belli başlı buğday üreten ülkelerin çok gerisindedir. O düzeye ulaşmanın; tohumluk seçiminden, hasata kadar uzanan tarımsal işlemlerin her birinin ayrı bir titizlik ve çabayla uygulanması sonucu mümkün olabileceği unutulmamalıdır.
Buğday, çoğu çiftçimizin de geleneksel olarak ürettiği ve Trakya kurak koşullarında diğer alternatif ürünlere oranla daha fazla getirisi olan bir ürün olduğu için tercih ettiği bir üründür. Ancak son yıllarda Trakya da gerek ekilen buğday çeşitlerinden ve gerekse buğday tarımından kaynaklanan diğer sorunlardan kalite düşüklüğünden dolayı yöredeki un fabrikaları Türkiye nin diğer yörelerinden (Adana, Konya) veya yurtdışından (Kazakistan, Rusya, Ukrayna, Romanya, Avustralya) gibi ülkelerden önemli miktarda buğday ithal etmektedirler. Bu durum Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) nin de piyasadan çekilmeye başlamasıyla beraber Trakya da üretilen buğdayların fiyatlarının da düşmesine neden olmaktadır. Böyle bir durum elbette ki üreticinin gelirinin de düşmesine yol açmaktadır. Çiftçinin buğday tarımından elde ettiği gelirinin azalmaması için bireysel olarak yapabileceği üç uygulama olduğunu düşünüyoruz. Bunlar;
1.Üretimde kullandığı girdilerin maliyetinin azaltılması; Bunun için yapılabilecek işlerin başında toprak analizi yaptırarak gerektiği kadar gübre kullanımı, çiftçilerimizin işledikleri tarla büyüklüğüne uygun güç ve sayıda traktör ve diğer makine kullanımlarını sağlamaları gerekir. ıhtiyaçtan fazlasının ekonomik bir yük olacağı unutulmamalıdır.
2.Buğday verimin artırılması ; Bunun için verimi yüksek ve sertifikalı tohumluk kullanımı, tarımsal işlemlerin, ekim, gübreleme, yabancı ot ilaçlaması gibi işlemlerin zamanında yapılması, sulama olanağı bulunan yerlerde sulama işlemi için arazinin önceden hazırlanması ve sulamanın yapılması ve hasat makinelerinden hasat işlemi sırasında kayıpların azaltılması gerekmektedir.
3.Buğday kalitesinin artırılması; Buğday kalitesinin iyileştirilmesi için yapılacak ilk iş, yöredeki un fabrikalarınca da kaliteli buğdaylar sınıfında kabul edilen Golya, Pehlivan, Flamura-85, Gelibolu, Tekirdağ gibi buğday tohum çeşitlerinden bulunduğumuz yerde en yüksek verimi veren bir çeşidin sertifikalı tohumluğunu ekmektir. Ekilen bu buğdayın gübreleme ve yabancı ot ilaçlaması zaten iyi bir şekilde yapılmak durumundadır. Bunlara ilave olarak ilkbaharda başaklanma başlangıcında tarlalar kontrol edilerek kök boğazı ve pas hastalıkları varsa bunlara karşı ilaçlama ve sarı olum döneminde süne zararlısı varsa, bunlara karşı ilaçlı mücadelenin yapılması gerekmektedir. Gübreleme konusunda, bitkinin başaklanma döneminde toprakta yeterli rutubet olursa dekara 10-15 kg arasında amonyum nitrat (%33 lük) uygulaması buğday kalitesini ve hektolitre ağırlığını artırmaktadır.
şunu unutmamak gerekir, bitkinin iyi bir verim verebilmesi ve alınan ürünün de kaliteli olabilmesi için kökten başağa kadar tamamının sağlıklı olması gerekmektedir.
II) BUğDAY YETışTıRıCıLığı
1-BUğDAY TARIMINDA UYGUN ÇEşıT VE TOHUMLUK SEÇıMı
Buğday tarımında bölgenin iklim ve toprak koşullarına uygun çeşit ve tohumluğun seçilmesi, verimi yüzde 20 - 25 oranında artırmaktadır.
Buğday bitkisinde tohumluğun kısa zamanda bozulmamasına karşın en geç her beş yılda bir yenilenmesi gerekir. Çiftçiler gerek devlet kuruluşlarından, gerekse özel sektör ve kooperatiflerden sağladıkları sertifikalı buğday tohumluğunu ekerek, dört yıl süreyle kendi ürünlerinden tohumluklarını ayırabilirler. Bu amaçla tarlanın en iyi ve uygun yerinin işaretlenip buradan gerektiği kadar tohumluğun alınması gerekir. Bu durumda tohumluk temizlenerek, özellikle sürme hastalığına karşı kesinlikle ilâçlanmalıdır.
Ülkemizde ekmeklik ve makarnalık olmak üzere, önerilen bir takım buğday çeşitleri bulunmaktadır. Ancak bunlar arasında Trakya bölgesi iklim ve toprak koşullarına uyum sağlama yönünden, ekmeklik çeşit olarak Pehlivan, Flamura-85, Gelibolu, Tekirdağ, Golia ve Katea-1 tercih edilmelidir.
2- BUğDAY TARIMINDA TOPRAK VE TARLA HAZIRLIğI
Kaliteli ve bol ürün alınabilmesi için toprak işleme ve tarla hazırlığı önem taşır. Ayrıca atılan tohumluğun sağlıklı bir şekilde çimlenip büyüyerek gelişmesi için tohum yatağının da en uygun şekilde hazırlanması gerekir. Toprak işleme ile aynı zamanda yabancı otlarla da mücadele edilmiş olur. Toprak işlenirken sürüm ve ikinci toprak işlemeler ile ekim işleminin toprakta suyun tutularak verimin artması ve erozyon sonucu oluşacak toprak kaybının azaltılması için tarlanın eğimine dik olarak yapılmasına özen gösterilmelidir.
Trakya bölgesinde, normal münavebe koşullarında, buğdaydan önce tarlada bir ön bitki bulunduğundan, ilkbahar toprak işlemesi söz konusu olamaz. Bu durumda ön bitkinin (genellikle ayçiçeği) hasatından sonra tarla, ayçiçeği veya diğer ön bitkinin sapları sap parçalayıcı veya gobledisklerle iyice parçalanmalı ve ekim öncesi çizel, yaylı tırmık, dişli tırmık vb. aletlerle tarla ekime hazır hale getirilmelidir. Yanlış münavebe veya tarlanın tavının kaçırılması ya da toprağın yapısından kaynaklanan nedenlerle çizel (yedili) vb. aletlerin kullanılması mümkün olamıyorsa, ilk toprak işleme iki veya üç gövdeli pullukla derin sürüm şeklinde yapılabilir. Ancak özellikle ayçiçeği vb. bitkilerden sonra yapılan buğday ekiminde mümkün olduğunca derin sürümden kaçınılmasında toprak yapısının bozulmaması ve verimliliğinin korunması açısından yarar bulunmaktadır.
3- BUğDAY TARIMINDA EKıM
Ekim zamanı :
Bölgemizde buğday ekimi güzden ve kışlık olarak yapılır. Zaten yüksek bir verim alabilmek için, buğdayın kışlık ekilmesi gerekir. Ekimin geç yapılması; çimlenme ve çıkışı geciktirerek ürün miktarının ve kalitesinin düşmesine yol açar. Buna karşılık ekimin çok erken yapılması halinde bitkiler erken sapa kalkma belirtisi gösterebilirler. Bu gibi bitkilerde ileride olabilecek soğuklardan zararlanma, verim düşüklüğüne yol açabilir. Bu nedenlerden dolayı, buğdayın ekim zamanının iyi ayarlanması gerekir.
Bölgemizde buğday ekimi için en uygun zaman, ekim ayının ikinci yarısından itibaren kasım ayı ortasına kadar olan bir aylık dönemdir. Ön bitkinin tarlayı boşaltma ve tarladaki nem ve tav durumuna göre, ekim bu dönem içerisinde yapılmalıdır.
Ekim Derinliği ve Ekim şekli:
Bölgemizde ekim döneminde çimlenme için, toprak nemi yeterli olduğu zamanda ekilmeli ve alatava dikkat edilmelidir, ekim için yeterli nem yoksa ekim biraz daha geciktirilebilir. Fazla derin ekim, tohumun havasız kalmasına, çimlenme ve çıkışın gecikmesine yol açar. Bu nedenle tohumun 4 - 5 cm. toprak derinliğine ekilmesi en uygundur.
Bölgemiz koşullarında en uygun mibzer tipi, tohumla birlikte gübreyide verebilen kombine mibzer tipidir. Buğday ekiminde sıralar arası, kullanılan mibzerin özelliğine göre 15-20 cm. arasında değişebilir.
Ekimde Kullanılacak Tohumluk Miktarı :
Ekimde dekara atılacak tohum miktarı saptanırken buğday çeşidinin dane ağırlığı göz önünde bulundurulmalıdır. Ekmeklik buğday çeşitlerinin dane ağırlığı daha düşük, makarnalık buğday çeşitlerinin dane ağırlığı ise daha yüksektir. Bu nedenle, bölgemizde ekimi yaygın olan Pehlivan 16-18, Flamura-85 20-22, Tekirdağ, Gelibolu ve Katea-1 ise 18-20 kilogram tohum atılması yeterlidir. Bu miktarların üstüne çıkılarak, gereğinden fazla tohum kullanılmasının hiç bir yarar sağlamayacağı bilinmelidir.
4. BUğDAY TARIMINDA GÜBRELEME
Uygun bir gübreleme, verimi önemli ölçüde artırmaktadır. Ancak beklenen yararın sağlanabilmesi için, verilecek gübrenin çeşit, zaman ve miktarının iyi ayarlanması gerekir. Bu amaçla ayçiçeği veya diğer ön bitkilerin hasadı yapılır yapılmaz tarlalardan yöntemine uygun şekilde 0-20 cm den toprak örnekleri alınıp toprak analizi ve gübreleme önerisi için enstitümüzdeki veya yakınınızdaki diğer laboratuarlara götürülmelidir.
Laboratuarlarda, toprak analizi yaptırdığımız tarlalarımıza önerilen farklı çeşit ve miktardaki gübreleri aldıktan sonra ekim ve diğer gübreleme zamanlarındaki işlemleri analiz sonuçlarına uygun olarak yapmalıyız. Bunun en başta çiftçimizin yararına olduğu unutulmamalıdır.
Genellikle yöremizde buğday ekimiyle birlikte kompoze gübreler (Diamonyum Fosfat (18:46), 20:20:0, 15:15:15) kullanılmaktadır. Bu gübreler ekim anında, tohum ve gübreyi aynı anda veren kombine mibzerlerle verilmelidir. Eğer bu yapılamıyorsa, ekim öncesi tarlaya serpilip, diskaro ile toprağa karıştırılmalıdır. Ancak bu gübrelerin uzun yıllardan beri kullanılması nedeniyle topraklarımızda özellikle fosfor birikmesi olabilmektedir. Bu durum ancak toprak analizi yapıldığı zaman tespit edilebilmekte ve gerekli öneriler yapılmaktadır. Ekim gübrelemesinde çiftçilerimizin dikkat etmesi gereken önemli bir husus da şudur. Toprak analizi sonucu, ekimle birlikte üre ve amonyum sülfat gübrelerinden uygulanması önerildiyse, bu gübreler mutlaka ekim öncesi toprağa serpilerek karıştırılmalıdır. Bu gübrelerin ekimle birlikte banda verilmesinden kaçınmak gerekir. Çünkü üre ve amonyum sülfatın toprakta erimesi sonucu ortaya çıkan amonyak, buğdayın çimlenmesini ve ilk dönemdeki gelişmesini olumsuz etkilemektedir.
Ekimden sonra, kardeşlenme döneminde (şubat, Mart aylarında) üre ve amonyum nitrat gibi azotlu gübreler kullanılmaktadır. Bu dönemde bu gübreler serpme verileceğinden toprakta kısa sürede eriyebilmesi için toprağın nemli olmasına özen gösterilmelidir. Güneşli ve ılıman rüzgar esen (hava sıcaklığının 15 derecenin üzerine çıktığı günlerde) buharlaşma yoluyla azot kayıpları olacağından, özellikle üre gübresi ile gübreleme yapmaktan kaçınılmalıdır. Sapa kalkma döneminde ise amonyum nitrat kullanılabilir.
Hangi gübrelerden ne zaman, ne kadar verileceğini öğrenmek için Toprak ve Su Kaynakları Araştırma Enstitüsü Laboratuarlarında toprağınızı analiz ettirebilirsiniz. Toprak analizi yaptıramadığınız durumlarda, aşağıda verilen altı değişik gübreleme önerisinden birisini uygulayabilirsiniz.
5- BUğDAY TARIMINDA DığER BAKIM ışLERı
Yabancı Ot Kontrolü :
Buğday tarımında yabancı otlardan korunmak için; ekimde temiz tohumluk kullanmak, toprak işlemeyi zamanında ve uygun şekilde yapmak gerekir. Bunların dışında tohumla üreyen otların tohumlarını dökmeden öldürülmesi gelir ki, bu da genellikle tarımsal ilâçlarla yapılmalıdır.
ılâçlamadan beklenen yararı sağlayabilmek için, en uygun ilâçlama zamanını seçmek gerekir. Kullanılacak olan yabancı ot ilacı eğer aminli ilaçlar olarak belirtilen ve dekara 150-170 cc civarında kullanılan ilaçlar grubundan ise; buğday bitkisinin kardeşlenme dönemi sonu ya da sapa kalkma dönemi başlangıcı en uygun ilaçlama zamanıdır. Eğer bu ilaç grubunun dışındaki gramlık olarak tanımlanan ilaçlardan kullanılacaksa, buğdayın ekiminden itibaren şubat ayına kadar ilaçlama yapılabilir. ılaçlama yapılacağı zaman havanın rüzgarlı olmaması ve hava sıcaklığının asgari 12-13 derece dolayında olması dikkate alınması gereken bir diğer husustur. Ancak unutulmamalıdır ki, yapılması gereken en doğru iş, tarlada yabancı otlar görülmeye başladığında, hemen en yakın Tarım ıl veya ılçe Müdürlüklerindeki Bitki Koruma birimlerine danışıp bilgi almaktır.
Sulama :
Bölgemiz koşullarında buğday, yağış miktarının normal ve yağış rejiminin düzenli olduğu yıllarda ve özellikle killi topraklarda sulamaya mutlak surette gereksinme göstermeyebilmektedir. Ancak kurak geçen yıllarda ve özellikle kumlu topraklarda sulama verimi en az % 50 artırmaktadır. Sonbaharda ekim döneminin kurak gittiği yıllarda, toprakta iyi bir tav yaratacak miktarda çim suyu vermek yararlı olmaktadır. ılkbaharın kurak gittiği yıllarda ise, sapa kalkma ve dane doldurma sırasında verilecek suyun önemli ölçüde verim artışı sağladığı, enstitümüzde yapılan araştırmalarla da kanıtlanmıştır.
6- BUğDAY TARIMINDA EKıM NÖBETı
Bölgemizde iklim ve toprak koşulları gereği nadas sistemine gerek olmadığına göre, buğdayın çapa bitkileri ve baklagillerle ekim nöbetine sokularak, aynı tarlaya en yakın iki ya da üç yılda bir ekilmesi uygundur.
Özellikle sulanan alanlarda yetiştirilen ayçiçeği, şeker pancarı, mısır gibi bitkilerin ekim nöbetine mutlaka buğdayın sokularak, topraktaki taban suyunun düşmesine ve çoraklaşmanın önlenmesine katkıda bulunmak en akılcı yoldur.
7- BUğDAY TARIMINDA HASAT VE HARMAN
Ürün kaybını en aza indirebilmek için buğdayın hasat zamanının iyi belirlenmesi gerekir. Hasattaki bir iki günlük gecikme 100 kilogram üründe 2-3 kilogram dane kaybına yol açtığı gibi, erken hasat edilmesi ise, danelerin buruşuk olmasına neden olur. Buğdayda en uygun hasat yani biçim zamanı, bitkide en üst boğumun sarımsı yeşil, başakların ise altın sarısı renk aldığı dönemdir. O yıl ki iklim koşullarına göre değişmekle birlikte; bölgemizde hasata genellikle Haziran ayı sonu ya da Temmuz ayı başında başlanıp, Temmuz ayı içerisinde tamamlanmasının en uygun zaman olduğu belirtilebilir.